“Liderlik”, “yöneticilik” ve “idarecilik” kavramları birbiri içine geçmiş, birbiri ile kesişmiş kavramlardır. Bu yazıda bu kavramların ortak ve farklı yanlarından bahsedeceğiz.

Önce “Liderlik” ile başlayalım:

“Lider” zor günlerin adamıdır. Toplumlar ve şirketler varlıklarını tehdit altında hissettiklerinde lidere ihtiyaç duyarlar. Lider hedefe kitlenir ve hedefe dümdüz ilerler, liderlik ettiği toplumu zor durumdan çıkarmak için ne lâzımsa yapar.

Liderin hedefi net ve ölçülebilirdir. Bu hedefe ulaşmak uğruna risk alır. Savaşta kendini ve askerlerini gözünü kırpmadan ölüme atar. Şirketi kurtarmak söz konusuysa radikal önlemler alır, elemanları işten çıkarır, yasa dışı yollara sapmaktan bile çekinmez. 

Bir dakika! Burada kararları kim alıyor?

Liderler kriz ortamı sona erdiğinde eski güçlerini kaybeder. Bunun birkaç sebebi vardır. Birincisi kriz döneminde tüm varlığı ile lidere destek veren bireyler yorulur ve bir nebze rahatlamak isterler. İkincisi liderin varlık sebebi olan “büyük tehditin” artık kalkmış olması ve doğası gereği artık lidere olan ihtiyacın azalmış olmasıdır.

Çoğu lider, güçlerini kaybetmek istemediği için kriz sona erse bile büyük tehditin geçmediği ve geçmeyeceğine dair sahte bir algı oluşturur ve iktidarlarını korumaya çalışır. Bu durum lider profili taşıyan şirket yöneticilerinde ve politikacılarda sıkça görülür.

Gelelim “Yöneticilere

Şavaş ortamı sona erip krizden çıkıldığında liderin yerini uzun yol şoförü “yönetici” alır. “Yönetici” tıpkı “lider” gibi ekibini motive etmek durumundadır. Fakat bu motivasyonu ölüm-kalım zemini yerine “sürdürülebilir gelecek” üzerine inşa eder.

Verimliğin sonu olmayan uzun ve zahmetli bir yolculuk olduğunu bilir. Ağır ve sağlam adımlarla yol almaları “lider” ve “idareci” grupta bulunmayan özellikler olduğundan bu gruplar tarafından kıskanılır ve pek sevilmezler. 

Yöneticiler orta ve uzun vadeli hedeflere ustaca odaklanırken kriz durumunda aşırı detaycı veya tutuk kalabilirler.    

Yönetici kriz dönemlerinde lidere dönüşebilir. Fakat bir liderin kriz sona erdiğinde yönetici olması pek rastlanan bir durum değildir.

Ve “idareciler

İdareciler işleri “sevk ve idare” ederler yani yapılması gereken günlük işleri ifa ederler. Günlük işlerin dışında hâkim güçler neyi seviyorsa, neyi istiyorsa sadece onu yaparlar, istemediklerini yapmazlar hatta teklif bile etmezler. Hâkim güçlerin neyi isteyip istemediği belli olmadığı durumlarda ise bu belirsizlik ortadan kalkıncaya kadar ortada görünmezler.

Lider ve yönetici profilinin aksine “idarecilerin” ekibini motive etmek gibi bir dertleri yoktur. Çünkü onları peşinden sürüklemesi gibi bir kaygısı yoktur. Hayat felsefeleri çok basittir: Hâkim güçlerin dünyasında, herkesin yapması gereken işler vardır ve herkes o işleri yapmalıdır, o kadar. 

Ben o’yum, o benim! Beni izle kurtul!

Aslında “idareci” olup kendini “lider” gibi pazarlayanlar vardır. Bunlar güçlü belagatlarıyla şirketi A noktasından B noktasına taşıyormuş illüzyonu yaratırlar. Oysa yaptıkları, ustaca manevralarla hakim güçlerin gözüne girmekten başka bir şey değildir.

İdareciler ekiplerinde yönetici profili bulunmasını istemezler. Buna karşın, yönetici profilinin sayıca fazla olduğu cesaretlendirici ortamlarda, idareciler bir süre sonra yöneticilik özellikleri kazanabilirler, fakat liderlik yapamazlar. Bu yüzden liderler yöneticiler yerine idarecilerle çalışmayı tercih ederler.

Özetle,

  • “Lider” kriz günlerinin adamıdır, kriz biter lider boşluğa düşer.
  • “Yönetici” uzun soluklu işlerin adamıdır. Hızlı karar alınması gereken kriz şartlarında bocalayabilir.
  • “İdareci” statükocudur, mevcut durumu idame eder, maceraya girmez. 

Yazının başında da bahsettiğimiz gibi kimse tek başına “lider”, “yönetici” veya “idareci” değildir. Herkes kişiliğinde bu üç profilden bir miktar barındırır. Hatta, yaşanan travmalara göre bu miktarlar değişikliğe uğrayabilir.

Şimdi liderlik, yöneticilik ve idarecilik özellikleriniz için kendinize 100 üzerinden puan verebilirsiniz.

  • Herhangi bir profile “sıfır” verdiyseniz samimi değilsiniz. Kendinizi tekrar puanlayın
  • Herhangi bir profile “100” verdiyseniz samimi değilsiniz. Kendinizi tekrar puanlayın
  • En yüksek puan alan profil ana profilinizdir.
  • En düşük puan profil en zayıf profilinizi belirler.

Eskiler “selamet ortadadır” demişler. Yüksek puanınızı törpülemeye, düşük profilinizi güçlendirmeye bakın.

Kolay gelsin

🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir